Saldırılar sonrası Gazze’nin kuzeyinden göç etmek zorunda kalan Zemlut, ailesiyle birlikte Bureyc Mülteci Kampı’nda yaşıyor. Ne düzgün bir ev var ne de temel yaşam koşulları… Ama çadırın içinde bir şey hâlâ dimdik ayakta: sanat. Zemlut, resimlerinde yalnızca bombaların bıraktığı yıkımı değil, oğullarını, şehit annelerini, yarım kalan hayatları ve Savaş öncesi gülüşleri çiziyor.

“Resim yaparken kalbimdeki acıyı tuvallere döküyorum” diyen yaşlı ressam, her çizgide hem yas tutuyor hem de hayatta kalmaya çalışıyor. Kimi zaman bir ağacı çiziyor; “O ağaç gibi dimdik durmak için” diyor. Kimi zaman oğullarının başında bekleyen bir babayı… Ve itiraf ediyor: “O resme bakınca ben ağlıyorum, bakan herkes ağlıyor.”

Zemlut’un çizimleri bir sanat sergisinden çok, Gazze’nin sessiz çığlığı gibi. Bir baba, fırçasıyla dünyaya sesleniyor:
Bu acılar unutulmasın. Bu sanatı herkes görsün.









